II. ULUSARARASI GASTRONOMİ SEMPOZYUMU VE SANATSAL ETKİNLİKLER
10-11 Nisan 2008, Divan Otel Talya, Antalya
BİLDİRİ ÇAĞRISI
Değerli Akademisyenler,
Akdeniz Üniversitesi Alanya İşletme Fakültesi, Akdeniz Üniversitesi Alanya Meslek Yüksekokulu ve YİYDER (Yiyecek-İçecek Yöneticileri Derneği) tarafından ortaklaşa düzenlenen “II. Ulusal Gastronomi Sempozyumu ve Sanatsal Etkinlikler” 10-11 Nisan 2008 tarihlerinde Antalya, Divan Otel Talya’da gerçekleştirilecektir.
Sempozyumun amacı; ülkemiz için hayati önem taşıyan turizmde gastronominin turistik işletmelerimiz açısından önemini irdelemenin yanı sıra gastronominin yerel ve bölgesel açıdan getireceği sosyal, kültürel ve ekonomik etkilerini de ortaya koymaktır. Bu amaç ışığında ilgili alanda bilim adamlarımız ve yerli ve yabancı uzmanlarca yapılmış çalışmalar sempozyumda yer alacaktır.
Değerli akademisyen ve sektör temsilcilerinin yoğun bir ilgi gösterdiği, katılımcı sayısı ve ortaya konan sonuçlar açısından başarı ile gerçekleştirilen “I. Ulusal Gastronomi Sempozyumu ve Sanatsal Etkinlikler 2007”, çalışmasının geleneksel olarak düzenlenmesi konusunda bizleri cesaretlendirmiştir.
Sempozyumda sunulacak çalışmalar, teorik ve uygulamaya dönük örnek olayları kapsayacak şekilde hazırlanabilir. Sempozyuma katılmak üzere bildiri sunmak isteyen bilim adamlarımız ve uzman sektör temsilcilerimiz, ilgili linklerden ayrıntılı bilgilere ulaşabilirler.
Gereğini saygılarımızla rica ederiz.
| Öğr. Gör. Aydın ÖZDEMİR |
Prof. Dr. Ahmet AKTAŞ | ||
| Müdür |
Dekan Detaylar için: |

Türkiye'de diyabet hastalığının ortalamasının yüzde 7-8 olduğuna işaret eden Uçar, şunları kaydetti: ''Bu alanda lider iller genellikle doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden çıkıyor. İlk sırayı yüzde 13 ile Şanlıurfa alırken, 5'inci sıradaki Hatay'da bu oran yüzde 10,1. Diyabet hastalığı büyük oranda genetik olarak görülür. Gençlerde ve çocuklarda görülen diyabet hastalığı ise irsi değil. Çoğunlukla kilolu, orta yaş ve üstü olanlarda görülür. Bu bölgede beslenme alışkanlığından kaynaklanan bir diyabet yoğunluğu var. Karbonhidratlı tatlı grubunun (künefe, kadayıf gibi) ve sakatat gibi hayvansal gıdaların çok tüketilmesi, hareketsiz yaşam sürülmesi diyabeti tetikliyor.''
''TÜM ORGANLARI OLUMSUZ ETKİLİYOR''
Uçar, diyabetin kronik bir hastalık olduğunu; söz konusu bölgeler başta olmak üzere risk grubundakilerin titizlikle incelenerek, önlemler alınması gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: ''Bizim için en önemli nokta, şeker hastalarının tedavisinde zorlanıyor olmamız. Hastanın, bu hastalıkla yaşamayı bilmesi gerekir. Bu hastalık kronik olduğu için tamamen yok olması söz konusu değil. Amaç, hastaya daha kaliteli ve sağlıklı yaşam sunabilmek. Bunun için de hastanın kontrollere zamanında ve sürekli gelmesi gerekiyor. Şeker hastalığının vücutta etkilemediği organ yok. Her damarı, her siniri etkiler. Özellikle göz ve böbreklerde büyük hasar bırakmakta.''
''ŞİKAYETİ OLMAYANLAR DA TAHLİL YAPTIRMALI''
Diyabetin, diyetisyen ve hastanın tedaviye birlikte karar verecekleri bir hastalık olduğunu vurgulayan Uçar, bunlardan birinin eksikliğinin diyabet tedavisinin başarısız olması anlamına geldiğini söyledi.
Hastalara diyabet eğitiminin iyi verilmesi ve daha geniş kitlelere ulaşılması halinde başarılı olunacağına dikkati çeken Uçar, ''Her hastamıza insülini nasıl yapacağını, nasıl beslenmesi gerektiğini ve egzersizleri nasıl yapması gerektiğini anlatıyoruz. Ailesinde şeker hastalığı olanlar ya da kendisinde şeker hastalığı belirtileri olanlar mutlaka bir sağlık merkezine başvurup kan şekeri ölçümlerini yaptırmaları gerekiyor. Hiçbir şikayeti olmayanların bile yılda en az bir kez ölçüm yaptırmaları gerekli. Ailede diyabet hastalığı varsa belirti olmasa bile 6 ayda bir kan şekeri ölçümü ve şeker yükleme testi yapılması gerekir'' dedi.
http://www.sabah.com.tr/gny/haber,F42DA9A219DC486A8E995D6366991DDE.html
--------
Türkiye’nin lezzet haritası çıkarıldı
ANKARA Ticaret Odası -ATO ile Ankara Patent Bürosu, Türkiye’nin lezzet haritasını çıkardı.
06.01.2008 22:19:11
HABER MERKEZİ- Yedi bölgede 81 ilin tamamını kapsayan lezzet haritasına göre Türkiye 2205 çeşit yöresel yiyecek ve içecekten oluşan zengin mutfağıyla dikkati çekiyor.
Amasya ve Afyon’un "Sakala çarpan çorbası", Aydın’ın "Kulak çorbası", Bolu’nun "Kedi batmaz"ı, Denizli ve Çanakkale’nin "kaçamak"ı, Rize’nin "Enişte lokumu", Şanlıurfa’nın "Şıllık tatlısı", Kocaeli’nin "Otur Fatma tatlısı", Kütahya’nın "Tosunum"u, Bartın’ın "Pumpum çorbası", Malatya’nın "kurşun geçmez köftesi" ilginç isimli yiyecekler arasında yer alıyor.
Çeşit açısından Türkiye’nin en zengin mutfağına sahip ili ise Gaziantep olarak belirlendi.
İkinci sırada Elazığ geliyor.
Elazığ mutfağı tam 154 çeşit yemek, tatlı ve içecekten oluşuyor.
93 çeşit yiyecekle Ankara da zengin bir mutfağa sahip olan iller arasında.
Bölgeler arasında İç Anadolu, 455 çeşit yiyecek ve içecek çeşidiyle ilk sırada yer alıyor.
http://www.turizmforumu.net/haber/2008/ocak/14215.htm